81 Yaşındayım, 2 Sene Önce Eşimi Kaybettim,, Her Şey Yalanmış, Yol Arkadaşın Olmadan

04.07.2019 - 18:25 | Son Güncelleme: |
Yorum Yap
Bu hafta “Geçmişle Sohbet” köşemizin Sağsak Köyü’nden iki misafiri vardı. İlk misafirimiz Ahmet Dağlı olurken, diğer misafirimiz Hanefi Dağlı oldu. Şimdi sizleri ilk olarak, Ahmet Dağlı ile yaptığımız sohbetle baş başa bırakıyoruz.

Bu hafta “Geçmişle Sohbet” köşemizin Sağsak Köyü’nden iki misafiri vardı. İlk misafirimiz Ahmet Dağlı olurken, diğer misafirimiz Hanefi Dağlı oldu. Şimdi sizleri ilk olarak, Ahmet Dağlı ile yaptığımız sohbetle baş başa bırakıyoruz.

Ahmet emmimizin kulağı biraz az duyduğu için sohbet parçalı bulutlu oldu. Ben sohbeti, sizlere soru kısmı olmadan Ahmet Emmimizin dediklerini aktararak vermeye çalışacağım.

Benim hanım iki sene önce öldükten sonra kulağım iyice ağır duymaya başladı. O varken daha da iyiymiş herhalde. Onun gözleri tam görmezdi, benimde kulağım az duyardı. Ben onun gözüydüm, o da benim kulağımdı.

Yoldan geçen birisi olduğunda, o tam göremediği için tanıyamazdı. “kim o” diye sorardı, bende filan derdim. Bazı şeyleri bana duyururdu. O gitti, bana duyuranda yok. Burayı da o ölmeden iki sene önce yaptırmıştım, iyi ki de yaptırmışım.

Çocuğumdan, çoluğumdan haberim olmaz. Çünkü kulaklarım duymaz, dinleyemem, duyamam. Benim hayatım bundan ibaret.

Eskiden evin direğiydik. Bir dediğim iki yapılmazdı, malım mülküm vardı. şimdi malımda yok, mülkümde yok. Eski halim iyiydi. Şimdi de şükrediyorum bu halime. Gözümün birisi görmez kulağım ağır duyar, dizlerim üç tekerli olmasın, tutmaz.

Gençliğimizde rençperdik yaptık, imamlık yaptım. Şimdi Bağ-kur emeklim var. onu da isteyene çoluğa çocuğa veririm.

Ailem olsaydı, şöyle böğrümde daha iyi olurdum. Aile getirecek durumumda kalmadı, yaşım 81. Arkadaşlarımdan da kimse kalmadı şükür, bir ben kaldım burada. Eskiden arkadaşlarla camiden çıktı mı, caminin karşısına otururduk. Şimdi yine oraya bazıları oturdu, ben şöyle baktım anlamıyorum geldim. O zaman oturur, bazı çiftçilikten, bazı devlet işinden, bazen de dinden konuşurduk.

Eşimi çok severdim, benden 5 yaş küçüktü, dayımın kızı olurdu. Bir şeker hastalığına tutuldu, doktorlar 40 gün kadar mücadele etti ama rahmetli oldu. Onu kaybetmek bana çok acı verdi. Yaramı depreştiriyorsun son zamanda. Ben hala onu unutamadım. Daha iki sene de tam olmadı, 11 ayda 2 sene olacak. Unutamadım daha. Her hafta kabrine gider, ziyaret ederim. Gül çiçek ektim, onları sularım. Bildiğim kadarıyla, Fatiha okurum.

Benim nazarımda dünya malı hiçmiş. Kendine uygun bir arkadaş lazım. İşte dünya arkadaşı o.

Zaten şair demiş:

Milyonun olsa da rızkını yersin

Ete şerbetini bir gün içersin

Yalın ayak başın açık gidersin

Dünya dolu malın olsa ne fayda

Arkadaşın yalnız kendisine uygun olursa. Elhamdülillah, biz çok iyiydik.

Adı Körpe’ydi. Babasının askerde bir kumandanı varmış. Onunda eşinin adı Körpe’ymiş. O kadınla da biraz yakınlarmış, ona olan aşkından adını Körpe koymuş. Ailemizde Körpe ismi bir tane, başka da yok.

Ahmet Dağlı emmimize, bu sohbetinden dolayı teşekkür ediyoruz. Şimdide diğer bir sohbet olan Hanefi Dağlı ile yaptığımız sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.

Hanefi Emmi öncelikle kendini tanıtabilir misin?

Ben Hasan oğlu 1938 doğumlu Hanefe Dağlı’yım. İmamlık yaptım, 18-20 sene arasında. Fakat imamlıktan emekli olamadım. Çünkü Ankara’ya gittik, köy olun kadro verelim dediler. 1986’da Özal döneminde, o zamanda 30 yaş üstüne kadro veremeyeceğini söylediler. Bizde çiftçilikle uğraşmaya başladık, Bağkurdan emekli oldum.

Bu köyün kurulumu nasıl olmuş emmi?

1860senelerinde, Hüseyin Dede ismince Emirgazi’nin Karacadağ köyünden bir kişi öküzüne yükünü yüklemiş, bir hanımı 4 oğlunu almış, ta buraya kadar gelmiş. Burayı boş bulmuş, buraya oturmuş. Dört oğlan, bir baba. Babanın adı Hüseyin, oğlanların adı; Ahmet, Cafer, Osman, Ali olmak üzere.

Şimdi biz bu dört kişinin torunlarıyız. Atatürk zamanı gelip, soyadı kanunu çıkınca, soyad ne alalım dediklerinde, Karacadağ’dan geldik, köyümüzü unutmayalım, demişler, Dağlı soy ismini almışız. Şu an 150 hane köyümüzde var, geçim sıkıntısı, dar arazi yüzünden de 50 hane falan da Konya’da var. bunun haricinde, Böğet, Eşmekaya, Bozcamahmut gibi yerlere gidenler olmuş.

Peki Hanefi Emmi, Sağsak’ın adı nereden gelme?

İlk geldiklerinde Katrancı Köyü’nde Muslu Emmi varmış. Oraya oturmuşlar. Orada köy köy üstünde olmasın, komşu olalım demişler. Burada 4 oğlan, 1 baba aylarca su aramışlar. En sonunda bir kuyu bulmuşlar, eski cami şimdi ki Kuran Kursumuzun karşısında. Üstü kapalı, suyu çekildi, duruyor.

Burası mezarlığın olduğu yer Hüyük, ataların dediğine göre, Bizans imparatorluğu varmış. Senesini bilemiyorum. Burada o günün beğrinde, örenden sağsı kırıkları çıkarmış. Sağsı da çömlek. Köyün adını da koyarken, buradan esinlenerek Sağsak demişler.

Şimdi de 10 – 12 sene önce ayrıldık, köy ve muhtarlık olarak gelip geçiyoruz.

Bu sohbet için Hanefi Dağlı, amcamıza da teşekkür ediyoruz.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN

himmet dağli 7 Temmuz 2019

kardeşim Allah razı olsun. sayenizde geçmişe döndüm. hakikaten bu sohbetler güzel fikir, güzel çalışma. tebrik ediyorum.

CEVAPLA

0 0
<---!linkleri birdaha kaldıran olursa bu siteyide silerim--->

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

perabet giris adresi canli casino perabet grandpashabet 1xbet bahis kacak iddaa alanya escort bayan antalya escort bodrum escort seks hikayeleri sex hikayeleri

görükle escort escort bayan elit bayan escort escort kızlar bursa vip bayan eskort escort bayanlar escort