Bozcamahmut'a İlkokulu Amerikalı Barışseverler Yapmıştı

25.04.2019 - 9:31 | Son Güncelleme: |
Yorum Yap
Bu haftanın “Geçmişle Sohbet” köşesi konuğu, Mehmet Ali Ceylan oldu. Yaşadığı hikayelerden alıntıların olduğu bu sohbetle şimdi sizleri baş başa bırakıyoruz.
Bozcamahmut'a İlkokulu Amerikalı Barışseverler Yapmıştı

Bu haftanın “Geçmişle Sohbet” köşesi konuğu, Mehmet Ali Ceylan oldu. Yaşadığı hikayelerden alıntıların olduğu bu sohbetle şimdi sizleri baş başa bırakıyoruz.

Mehmet Ali Emmi, daha önce senin bu köşemizde misafir etmiştik. Çoğu okurumuz sizleri tanıyor fakat tanımayan takipçilerimiz için tekrar kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Eskil’in Hürriyet Mahallesi Yeni Yayla’dan Mehmet Ceylan. Halk arasında, Mehmet Ali Hoca olarak tanınırım. 1 Ocak 1940 doğumluyum. Şimdi Tuz Gölü gazetesi imtiyaz Sahibi Mehmet Emin Öztürk’le bir sohbet yapacağız. Değerli hemşerilerimize, hayatımızdan geçen hikayeleri anlatacağız.

Evet Emmi, bu 34’üncü “Geçmişle Sohbet” köşemiz ve bu zamana kadar en çok ilgi gören sohbetler genellikle içerisinde derslerin bulunduğu yaşanmış hikayeler oldu. Senin hayatında yaşadığın ve hatırında kalan ilginç hikayeler nelerdir_

Gençliğimde bir rahibeyle tanışmıştım. Rahibe hanım, ideal ölçülerde beyaz renkli, sade giyimli, çok nazik ve bilgili bir hanımdı. Bir gün sohbet anında, bir fırsatını bulup, kendisine sordum. “Siz biz Müslümanların Peygamberi olan Hz. Muhammet hakkında ne düşünüyorsunuz?

O da dedi ki, “Hz. Muhammet büyük bir filozof ve onun kurduğu din hala ayakta ve çoğalmakta.” Bayan çok nazik bir bayan olduğu için, kendisinden müsaade olarak ikinci sorumu yönelttim. Kitab-ı Mukaddesteki
Neşideler Neşidesi Süleyman Bölümündeki, yazılar ayet midir? Diye sordum. Birkaç saniye duraksadıktan sonra, bana “onlar öyle şairane birer sözler” dedi. Üçüncü sorumda Barnabas İncil’iyle ilgiliydi ama cevaplar beni tatmin etmediği için, onu da sormadım.

1950’lerde Amerikan Barış gönüllüsü genç karı koca vardı. Bunlar Eskil’de gezerken, Bozcamahmut’a uğruyorlar. Bozcamahmut’un halkının dar olduğunu görünce, oraya bir ilkokul yaptırdılar. O döneme kadar, orada pek okur yazar yoktu. Adamlar köye gelince, köyün yaşlılarından bazıları: “Bunlar cenabet, bunlar gusül abdesti almaz, köyün bereketi kaçtı” diye konuşmuşlar.

O dönem bereketi getir zaten, köyde takacak yer yok. Bir ailede bir ya da 2 çift ayakkabı var ki aile 10 nüfus. Ve orada ilk okuma yazma öğrenenler o okulda okudu. Neticede bu karı koca Uludağ’da donarak öldüler. Eskil2e böyle iyilik yapmış insanların böyle ölmesi çok üzücü.

Yine 1963’lerde falan, turisler akın etti Konya – Aksaray arasına. Bozcamahmut’ta yol kenarında olduğu için, orada da biraz eyleşmişler. Bunlar çocukları çağırıp şeker ve para vererek bazı kağıtlar dağıtmışlar. Ben kağıtların bazılarını çocuklardan, bazılarını da yerden topladım. Bunlar tahminime göre misyoner. Ki öyle bir Hristiyanlık propagandası yapıyorlardı ki, bizim din adamını bile aşılayacak kadar güçlü bir propaganda yapıyorlardı.

Arşivimin içerisini karıştırsam, eğer kaybolmadıysa o kâğıtları bulurum.

Yıl 1965, Konya’da traktör tamir ettirdim. Traktörü oradan bir kamyona yükleyip getirecem. Fakat Kamyoncunun da bazı noksanları varmış, “bunu erkenden yükleyip, çıkalım” dedi. Neyse sabah çıktık geliyoruz, Köşk Yaylası’ndan bizim yeni yaylaya geliyoruz. Baktım karşıdan bir at arabası geliyor.  Bizim yaylada kalmış bir Kıpti (Çingene).

O yolun üzerindeki tarla sahipleri, tarlanın taşını yolun üzerine atarlar ki bunların hepsi de 40 – 50 yaşlarında sakallı, takkalı hacı adamlar. Genç delikanlı Çingenede yolun taşını ayıklayıp gidiyor. Bu çok ilginç gelmişti bana. İşte güzel ahlak bu. Peygamberimizde güzel ahlakı tavsiye ediyor.

1953 yılında Eskil’e çok büyük bir kar yağdı. Koca kar diye geçer. O karda bizim Yeni Yayla’da 100’den fazla koyun öldü, karın altında kalarak. İlginç bir husus daha var ki, koyunun bir tanesi, bir hafta sonra çıktı canlı ama ayakları tutmuyordu. Nefesiyle 2 metre yaşan karı eritmiş, çevresindeki otları yiyerek kurtulmuş.

Bizim burada Kürt Mulla diye meşhur birisi vardı. Bu adam eski zamanda, eşkıyalık yapmışlar, yol kesmişler, hapis yatmışlar. Cahilmiş fakat hapishanede öyle bir tahsil yapmış ki, bizim Eskil’de ondaki kitapları ben hiç kimsede görmedim.

Bu bize çok gelirdi. Birinde dedi ki, “Eşkıyalık yaptığımız zamanlar, Eskil2de gaz gölü bir göl vardı, biz bunun üst kısmında suyu alırdık, onunla ateş yakardık. Aynı mazot gibiydi”

Birinde yaylaya bir pikap gelmişti. Bir jeolog askerin zor durumlarda nerelerde konaklayacağı ve düşman gelirse nerelerde kalabilir diye suyun bulunduğu alanların haritasını hazırlıyormuş. Bu haritada her şey vardı.

Kuyunun suyu kaç metrede, nerede; konumu nedir? Benden birkaç yer rica etti, bende birkaç yer gösterdim o zaman onları da not aldı. Ben o haritayı toprak tahlili yaptırdığımda almıştım.

Bizim merkezdeki parkın ortasında devlet su işlerin açtığı bir kuyu varmış. Aynı kuyudan Ortakuyu Yaylası’nın Kuzey batısında varmış.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'da Paylaş

YORUM YAZIN

<---!linkleri birdaha kaldıran olursa bu siteyide silerim--->

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

perabet giris adresi canli casino perabet grandpashabet 1xbet bahis kacak iddaa alanya escort bayan antalya escort bodrum escort seks hikayeleri sex hikayeleri

görükle escort escort bayan elit bayan escort escort kızlar bursa vip bayan eskort escort bayanlar escort